top of page
cerceve_046ASF.png

IRAK TÜRKMENLERİ

Irak Türkmen Cephesi ya da kısaca ITC, Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmeneli Partisi, Türkmen Bağımsızlar Hareketi, Türkmen Kardeşlik Ocağı, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği gibi oluşumların tek çatı altında birleşerek oluşturdukları Türkmen cephesi kurulmuştur. Şu anki başkanı Hasan Turan'dır.

4-7 Ekim 1997'de Erbil'de yapılan Birinci Türkmen Kurultayı'nda kurulmuş amaçları bildiride aşağıdaki gibi sıralanmıştır.

  • Irak'ın toprak bütünlüğü içerisinde Türkmenlerin ve diğer milletlerin meşru haklarına kavuşması;

  • Irak'ta demokratik, insan hak ve özgürlüklerine saygılı çoğulcu parlamenter bir sistemin kurulması;

  • Irak'ta yaşayan tüm etnik, mezhebi ve dini azınlıklar arasında eşitliğin sağlanması;

  • Siyasi ve idari yapının eşit haklar ilkesi esaslarına göre düzenlenmesidir.

2005 Irak seçimlerinde, ülke genelinde 0.7% oy almıştır. 2009 seçimlerinde, Selahaddin ilinde 28 sandalyeden ikisini almıştır. 2010 seçimlerinde Irakta Kerkük'te 3 milletvekili, Musul'da 3 milletvekili çıkarmışlardır. Diğer seçilen Türkmen milletvekilleriyle bu sayı 10 civarındadır.

2010 Irak genel seçimlerinde tüm Türkmen partileri yaklaşık 300 bin civarında oy almışlardır.

Irak Türkmenlerinin tamamını temsil eden, herhangi bir mezhebi ya da bölgesel ayrım gözetmeyen tek ve merkezi siyasi örgütüdür.

ırtrk.png

Turhan Ketene, 1956 yılında Irak'ın Kerkük şehrinin Elmas mahallesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. Babası'nın emniyet müdürü olması üzerine ailesiyle birlikte Bağdat'a taşındı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden de mezun oldu. Bu dönemde Körfez Harekatı'nın başlamasıyla Erbil’e geçerek Irak Türkmen Cephesi'nin kurucu genel başkanlığını yaptı. 19 Aralık 1995 tarihinde de suikaste uğradı. Bu saldırıdan yara almadan kurtuldu ancak iki koruması hayatını kaybetti. Daha sonra Türkmen Halk Partisi çatısı altında siyasi faaliyetlerini sürdürdü. Bunun yanında TMH örgütünün de siyasi ve dış ilişkiler sorumlusu olarak görevlerde bulundu. 

Irak TürkmenleriMarş
00:00 / 03:47

Irak Türkmen Cephesi ya da kısaca ITC, Irak Milli Türkmen Partisi, Türkmeneli Partisi, Türkmen Bağımsızlar Hareketi, Türkmen Kardeşlik Ocağı, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı, Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği gibi oluşumların tek çatı altında birleşerek oluşturdukları Türkmen cephesi kurulmuştur. 

IRAK TÜRKMENLERİTANITIM VİDEOSU

BAYRAK_.png

Irak Türkmenleri Yerleşimi ve Nüfus

Irak Türkmenleri bin yılı aşkın bir zamandır Irak’ta varlık göstermekte ve ülkenin kuzeyi ile orta bölgesinde, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanan bir şerit üzerinde mücavir alanlarda yoğunlaşan bölgelerde yaşam sürdürmektedirler. Irak Türkmenleri günümüzde Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin illerinin sınırları ile başkent Bağdat’ın birkaç mahallesinde de bir şerit boyunca yayılmış bulunmaktadırlar.

Irak’ın 20. yüzyıl başlarında 2 milyon civarında olan nüfusu 1947’de 4.186.000, 1957’de 6.298.000, 1965’te 8.220.000, 1977’de 12.171.500, 1987’de 16.335.00 ve 1995’te 20.400.000 olarak hesaplanmıştır. 2014 Irak seçimlerine baktığımızda ise Irak nüfusu yaklaşık 35 milyon olarak kayıtlara geçmiştir. Irak Türkmenlerinin nüfusa oranı da %9-10 olarak belirtilmiştir. Buna göre günümüzde 3 ila 4 milyon arasında Irak Türkmen nüfusu bulunmaktadır.

Musul

Musul Arap, Türk ve Kürtlerden oluşan, Irak’ın en büyük üçüncü ve en kalabalık ikinci şehridir. Dokuz ilçeden oluşmaktadır. Telafer, Sincar, Hazar, Tilkef, Ba’aj, Hamadiye, Sihkhan ve Akra’dır.Vilayetin en kalabalık nüfusunu merkez ilçesi oluşturmaktadır. Musul merkez ilçesinde Yunus Peygamber, Faysaliye ve Mansur mahalleleri Irak Türkmenlerinden oluşmaktadır. Bunun dışında kırsal alanda yüzlerce Irak Türkmeni’nin yaşadığı köyler bulunmaktadır. Ayrıca Ortadoğu’nun en büyük ilçesi olan Telafer, ikinci büyük Türkmen nüfusunu oluşturmaktadır. Yaklaşık nüfusu 517.000 civarındadır. Telafer’in Irak Türkmenleri açısından önemi, merkez nüfusunun tamamen Türkmenlerden oluşmasıdır. Telafer’de aşiret yapısı hâkim olmasına rağmen her aşiretin içerisinde Şii, Sünni ve Bektaşi mensupları bulunmaktadır.

Kerkük

Irak Türkmenlerinin en önemli ve sembol şehridir. Tarihte Kerhini ve Kerhine adlarıyla anılmıştır. Irak’ın kuzey ve orta bölgeleri arasında yer alır. Zengin petrol rezervleri bulunmaktadır. 1960 yılına kadar şehrin %90’ı Irak Türkmenlerinden oluşmaktaydı. Ayrıca 1976 yılında Araplaştırılma politikası sonucu şehrin adı el-Tamim olarak değiştirilmiştir. 1960 yılına kadar şehrin %95’ini Türkmenler oluştururken bu oran Araplaştırma politikaları sonucu %60’lara düşmüştür. 

1975 yılına kadarki idari taksimatında Kerkük dört ilçeden oluşmaktaydı. Bunlardan birisi merkez olan Kerkük, diğerleri ise Kifri, Tuzhurmatu ve Çemçemal’dır. 1970’li yıllardan sonra Tuzhurmatu, Kerkük’ün Araplaştırma politikası neticesinde Selahattin iline bağlanmıştır.[24]Günümüzde ise Dibis, Tavuk, Havice ve merkez Kerkük ilçesi olmak üzere dört ilçeden meydana gelir. Kerkük Irak’ın küçük bir minyatürü şeklinde resmedilir. Irak Türkmenleri Havice hariç diğer ilçelerde yoğunlukla yaşamaktadır. 2015 yılı itibarıyla Kerkük’ün yaklaşık olarak %25’i Irak Türkmenlerinden oluşmaktadır.

Diyala

Diyala vilayeti, çoğunluğu Arap nüfusunun yaşamasıyla birlikte Türkmen ve Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgeler arasında gelmektedir. Diyala ili içerisinde beş ilçe bulunmaktadır. Bunlar Bakuba, Halıs, Hanekin, Mendeli ve Şahraban’dır (yeni adı: Mikdadiye). Bu ilçelerin tamamına yakınında Irak Türkmenleri yaşamaktadır.

Selahattin

Eski bir Türkmen yerleşim yeri olan bu vilayet Baas rejiminin hâkim olduğu bölgeydi. 1976 yılında Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının Kerkük ziyareti esnasında Kerkük’e bağlı Tuzhurmatu ilçesini buraya bağlayarak il yapılmıştır. Türkmenler Tuzhurmatu ile birlikte Emirli ve Süleyman Bey nahiyesinde yaşamaktadırlar. Tuzhurmatu Irak Türkmenlerinin en önemli yerleşim yerlerinden birisidir. 2009 yılı itibarıyla Tuzhurmatu’nun nüfusu 190.000 olarak tahmin edilmektedir.

Bağdat

Türkmenlerin Irak’ta hüküm sürdüğü zamanlarda Bağdat önemli sayıda Türkmen nüfusunu barındırmaktaydı. Zaman içerisindeki baskılara maruz kalan Irak Türkmenlerinin birçoğu Araplaşmış ya da göç etmiştir. Günümüzde 20.000 civarında Türkmen nüfusunun olduğu bilinmektedir.

Erbil

Erbil şehri ülkenin kuzeyinde yer almaktadır. Kuzeyden Türkiye ile doğudan ise İran ile sınır komşusudur. 1990’lı yıllara kadar şehrin merkezindeki en kalabalık nüfusu Irak Türkmenleri oluşturmaktaydı. Irak Türkmenlerinin özellikle şehrin iç kısımlarında yaşadığı bilinmektedir. 2006 yılına kadar Erbil kalesindeki yaklaşık 700 evde çoğunlukla Türkmenler oturmaktaydı. Bu tarihten sonra kale içerisindeki yerleşim yerlerinin boşaltılmaya başlanmasıyla nüfus çeşitli mahallelere dağılmıştır. 2006 yılı itibarıyla Erbil’de bulunan Türkmen nüfusu 250.000-400.000 arasında değişmektedir.[32]

Miladi 674 yılında Irak topraklarına ayak basan Irak Türkmenleri, Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nı kaybetmesi sonucunda Irak üzerindeki egemenliğini yitirmiştir. Akabinde gelişen Lozan görüşmelerinde İngiltere, Irak’ta bulunan Türklerin Anadolu’nun uzantısı sayılmaması için Türkmen kavramını kullanmıştır. Fakat bu durum genel kabul görmeyip 1959 yılına kadar Irak Türkleri olarak adlandırılmıştır. 1958 yılında Irak’ta gerçekleşen darbe ile Bağdat yönetimi ile Ankara yönetimi arasında oluşan gerilim Irak Türkmenlerini de etkilemiştir. Irak yönetimi tarafından Türkiye ile bağlarını kesmek amacı ile Irak Türkleri yerine Türkmen kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Her ne kadar Türkmen kavramını Anadolu’dan ayrı bir etnik kimlik gibi göstermeye çalışsalar da Türkmen kelimesi ile Irak Türkleri kelimeleri aynı değerdedir.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Irak, 1920 yılında İngiltere mandaterliği altına girerek 1932 yılına kadar Milletler Cemiyeti şemsiyesi altında İngiltere mandaterliği altında yönetilmiştir. 1932 yılında bağımsızlığını ilan etse de uzun bir süre İngiltere merkezli politikalar izlemiştir. 

Türkiye, İngiltere’nin mandaterliği altındaki Irak ile 5 Haziran 1926 yılında Sınır ve İyi Komşuluk Anlaşması’nı imzaladı. Bu anlaşma ile Türkiye Musul üzerindeki haklarından vazgeçmiştir. 

Yaşasın TÜRKMENELİ MARŞI

cerceve_046dd.png

Irak Türkmenleri Tarihi

Irak’ta yaşanan her önemli gelişme bu ülkenin asli unsurlarından olan Türkmenleri de doğrudan etkilemektedir. Özellikle Irak’ın çalkantılı tarihi boyunca yaşadığı inişli çıkışlı dönemlerde maruz kaldıkları uygulamalar Irak Türkmen toplumu ile ilgili karamsar bir tablo ortaya koymuştur. Arap milliyetçisi politikalar, ülke içinde diğer etnik gruplara karşı güvensizlik olarak kendini gösterirken, 1946’da Gavurbağı ve 1959 Kerkük olaylarında olduğu gibi doğrudan Türkmenleri hedef alan şiddet uygulamaları da yaşanmıştır. 

Ancak Irak Türkmenleri için en önemli toplumsal kırılmalar, Saddam Hüseyin idaresinin 1990’daki Kuveyt işgali ile başlayan izolasyon sonrasında başladı. Uluslararası ambargo ve peşi sıra gelen savaşlar Irak’ta büyük bir yıkım ve çözülme getirirken, Türkmenler için çok daha zorlu bir dönemi başlattı. 1991 Körfez Savaşı, 2003 Amerikan işgali, 2006 sonrası Irak iç savaşı, 2013’ten itibaren DAEŞ katliamları ile kendini gösteren kaos sürecinde Iraklı Türkmenlerin en önemli sığınağı Türkiye oldu. 

Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk olarak Irak’ta Türkmen varlığı ve yerleşim bölgeleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Irak Türkmenlerinin kaynaklarda geçen tanımı, Irak’taki varlıkları ve yaşadıkları coğrafyalar hakkında bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Böylece Irak Türkmenleri hakkında ana vatanlarındaki yaşam ve kültürleri hakkında genel bilgilerin oluşturulması hedeflenmiştir. 

İkinci olarak Irak Türkmenlerinin siyasal yapılanmaları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. 1920’den itibaren karşılaştıkları sıkıntılar, maruz kaldıkları katliamlar incelenmiştir. Yaşanılan acı olaylar sonrasında birlik içerisinde hareket etmeleri için kurdukları siyasi yapılar incelenmiştir. Günümüze kadar sürecek olan siyasi mücadelelerinde 2015 yılı itibarıyla Irak parlamentosundaki milletvekili sayıları güncel olarak verilmiştir. Yine bu bölümde 2003 yılında Amerika’nın Irak’ı işgali ile oluşan sözde demokrasi ortamı içerisinde Türkmenlerin siyasi mücadeleleri ve Irak siyaseti içerisindeki rollerine değinilmiştir. 

Son olarak Türk dış politikasında Irak Türkmenlerinin konumu tartışılmıştır. “İki ülke arasındaki ilişkilerde Irak Türkmenlerinin yeri nedir?” sorusuna cevap aranmıştır. Dönemsel olarak incelenen Türk dış politikasında 2015 yılına kadar icra edilen politikalar ele alınmış, dönemin getirdiği şartlar dâhilinde incelenmeye çalışılmıştır. 

Irak Türkmenleri Tarihsel Arka Plan

Osmanlı sonrası Arap dünyasının sınırlarını çizen İngilizler, Irak Devleti’ne gelince çok keyfî bir tutum sergilemişlerdir. Osmanlı Devleti’nin üç bölge şeklinde yönettiği Irak’ı, İngilizler hiçbir koşul gözetmeden tek ülke haline getirmeye çalıştılar. İngiltere Irak’ı oluştururken tamamen Basra’daki petrol güvenliğini ve Hindistan sömürgesini korumak üzere plan yapmıştır. Bölgede bulunan etnik kimlik unsurları dikkate alınmamış, coğrafi şartlar göz önüne alınmıştır.

I. Dünya Savaşı devam ederken petrol İngiltere için hayati öneme sahipti. Basra Körfezi başta olmak üzere Irak’ta petrol kaynaklarının kontrol edilmesi bu devletin temel politikası haline geldi. Mart 1917’de Bağdat’ı ele geçiren İngilizler Sykes-Picot Anlaşması’nda Musul’u Fransa’ya vermişti. Fakat savaşın sonunda İngiltere bu durumu kabul etmedi. Hem Hindistan’ın güvenliğini hem de Irak petrollerine sahip olmak için tüm Irak’ı ele geçirmeye karar verdi. 1920 yılında İngiltere San Remo Konferansı’nda Irak için manda yönetimi oluşturdu ve kendi yönetimi altına aldı. 

Kasım 1920’de Şeyh Abdurrahman el-Geylani başbakan olmak üzere manda himayesi altındaki ilk Irak hükümeti kurulmuştu. Musul, Bağdat ve Basra’yı temsil eden hükümet 21 üyeden oluşmuştur. Çoğunluğu Sünnilerden oluşan bakanlardan çok az sayıda Şii, Hristiyan ve Yahudi vardı. Irak Türkmenlerinden ise Kerküklü İzzettin Paşa, geçici hükümette eğitim ve sağlık bakanı olarak görev yapmıştır.

Mart 1921’de, Kahire’de Semiramis Hoteli’nde toplanan İngiliz Müstemlekeler Bakanı W. Churchill, Percy Cox ve onun Doğu İşleri sekreteri Gertrude Bell’in katılımı ile Irak kralı için en uygun adayın Faysal olabileceğine kanaat getirdiler. 23 Ağustos 1921 tarihinde ise Faysal’ın krallığını ilan ederek Irak Haşimi Krallığı resmen kurulmuş oldu. İlerleyen zamanlarda Faysal ile İngiltere arasında ittifak anlaşması yapılarak Irak tamamen İngilizlerin kontrolü altına geçti. Milletler Cemiyeti’nin 16 Aralık 1925 tarihli kararında Irak’ın manda yönetiminin 25 yıl uzatılması hükmü yer alıyordu ve yapılan bir anlaşma ile bu süre 25 yıl uzatıldı. Fakat Irak kabinesi ve halk bu anlaşmanın yapılmasına karşı çıkıyordu. İngiltere ise anlaşmanın yapılmaması durumunda Musul’un Türkiye’ye verileceğini belirterek Irak hükümetini tehdit ediyordu. Bu durumdan endişe eden Irak Kabinesi anlaşmayı onaylayarak manda yönetiminin süresini uzattı. 1932 yılına gelindiğinde ise dönemin şartları gereği Irak Milletler Cemiyeti’ne tam bağımsız üye ülke olarak başvurdu

Irak Türkmenlerinin Siyasal Mücadelesi

Irak Devleti’nin kurulması ile Türkmenler kendilerini bir anda azınlık konumunda buldular. Türkmenler olmadan Irak tarihinin yazılamayacağını anlayan İngilizler ve Kral Faysal, bu durumun önüne geçebilmek için Irak’ta Türkmenlerin izini silmeye çalıştı. Gerek anayasada gerekse sosyal alanda türlü sıkıntılar çıkardılar. 

Bu bölümde Irak Türkmenlerinin anayasa ve diğer alanlarda karşılaştıkları durumlara kısaca değinilecektir. Daha sonra bu durumun önüne geçmek ve Irak siyasetinde hâkim olmak için Türkmenler tarafından kurulan siyasi partiler incelenecektir. 

Mustafa Kemal dönemlerinde iki ülke arasında ilişkilerin gelişmesi ve dostluğun ilerlemesi önemlidir. Fakat bu durum Irak Türkmenleri için hiçbir iyileştirmeye sebep olmamış, tam tersine Irak Türkmenleri üzerine kurulan baskı daha da artmıştır. Kraliyet dönemlerinde Irak Türkmenlerine verilen haklar göstermelik olmuş, uygulamada yaygınlaş(a)mamıştır.

Irak’taki İngiliz danışmanların hazırladığı anayasa taslağı, Londra’nın emriyle mahalli temsil esasına göre şekillenmişti. Kurucu Meclis tarafından gözden geçirilen anayasa Kral Faysal’ın kabul etmesiyle yürürlüğe girdi. Anayasanın 16. maddesinde etnik grupların ana dillerinde okul açma hakları düzenlendi. 17. maddeye göre kanunla istisna edilen durumlar dışında Irak’ta resmî dil Arapçadır ve bu istisnalar 1931 yılında 74. sayılı Mahalli Lisanlar Kanunu ile belirlenmiştir. Irak Türkmenlerinin yoğun olarak yaşadıkları bölgeler başta olmak üzere Türkmenlerin öğrenim gördükleri okullarda eğitimin ana dilde yapılması öngörülüyordu.

1932 yılında Irak’ta İngiliz mandasının son bulması ve Milletler Cemiyeti’ne üye olması üzerine Irak Krallığı bir deklarasyon yayımladı. Başbakan Nuri Said tarafından yayımlanan bu deklarasyon, Irak’ın temel kanunları olarak kabul edilmekte; hiçbir kanun, tüzük ve düzenlemenin deklarasyon metninde yer alan maddelerle çelişemeyeceği, bunların üstünde yer alamayacağı belirtilmekteydi.[62]Bu durumda Irak Türkmenleri başta olmak üzere diğer azınlıklar da geniş haklara kavuştular. Irak Türkmenlerinin haklarının güvence altına alınması, mal ve mülklerinin korunması Türkmenlerin yoğun yaşadıkları bölgelerde Türkmen kökenli memurların çalışması gibi konular güvence altına alınmıştır. Arap milliyetçiliğinin yükselişe geçmesiyle birlikte alınan kararlar uygulamaya konmadı ve 1936-1958 yılları arasında Türkmenlerin kültürel ve sosyal faaliyet gösteren dernek kurma, kendi dillerinde yayın yapma ve eğitim vermeleri yasaklandı.

1937 yılına gelindiğinde Irak ile Türkiye’nin Sadabat Paktı’nın imzalanacağını öğrenen Irak Türkmenleri büyük bir heyecana kapıldı. İmza için Türk heyetinin Kerkük’e gelmesi kentte bayram havası oluşturdu. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti yetkililerin bölgeye gelmesi ilk olacaktı. Türk heyetiyle birlikte Kerkük’e gelen Nuri Said Paşa, Bağdat’a döndüğünde ilk işi Kerkük’te Türkmen yöneticilerine yapılan olağanüstü sevgi gösterilerinin faillerini bularak cezalandırmak olacaktır. Ayrıca imzalanan Sadabat Paktı’nda Irak Türkmenlerinin durumlarıyla ilgili hiçbir madde yer almamıştır.[65]

1949 yılında Kerkük valisi ve belediye başkanının değiştirilmesine yönelik çabalar, Irak Türkmenleri tarafından endişeyle karşılandı. Irak Türkmenlerinden binlerce öğrenci ve esnaf gösteri ve protesto yürüyüşünde bulundu. Bu durum üzerine tedirgin olan Bağdat yönetimi belediye başkanını değiştirmiş ve Türkmen kökenli Şamil Yakubi’yi belediye başkanlığına getirmiştir.

Türkmenlerin Dili, Dini ve Eğitim Durumları

Irak Türkmenlerinin dili Türkçedir. Dilleri Azerbaycan Türkçesi’ne benzemektedir. Ancak aralarında şive bakımından büyük farklılıklar vardır. Yazı dilinde İstanbul ağzını tercih eden Irak Türkmenleri, son yıllarda Arapça ve Kürtçenin tesiri altında kalmışlardır. %96’sı Müslüman olan Türkmenlerin çoğunluğu Sünni olup %23’ü Şii’dir. Türkmenler arsında mezhep farklılığı yüzünden herhangi bir düşmanlık yoktur ve bugüne kadar ciddi bir sorun da olmamıştır. 1994 yılı itibarıyla Irak Türkmenlerinin %75’i okuryazarken, %25’i okuma yazma bilmemektedir. Kadınların %14’ü, erkeklerin %16’sı ortaokul mezunudur. Kadınların %7’si, erkeklerin %17’si lise mezunudur. Kadınların %14,7’si, erkeklerin ise %38’i üniversite mezunudur. Irak halkı içinde de Türkmenler aydın kesimiyle önemli yer tutmaktadır

Türkiye’nin Türkmen Politikası

Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra ortaya çıkan Irak Devleti, devletler oyunu için seçilmiş bir coğrafyada kurulmuştu.Farklı demografik yapılardan oluşan halk yığınları, günümüze kadar Irak kimliğini kabullenmekte oldukça zorluk çekmiştir. Bu zor durumu yaşayan halkların başında da Irak Türkmenleri gelmektedir. Türklük kimliklerinden dolayı, 1920’li yıllardan sonra iktidara gelen tüm hükümetler döneminde istisnasız ezilen halkların başında gelmektedirler. Türkiye ile yakın bağları, Iraklı yöneticilerce olumsuz algılanmış, ikili ilişkilerde Türkiye’nin önüne getirilen konulardan birisi olmuştur. 

Türkiye’nin millî mücadele dönemi sonrasında uluslararası ilişkileri çok yönlü ve farklı değişkenlerin olduğu bir döneme rastlamaktadır. İmparatorluk topraklarında birçok yeni devlet kurulması ve soydaşlarının bu ülkelerde azınlıkta kalması, Türkiye’nin bu ülkelerle geliştireceği politikaları etkileyen unsurlar olmuştur. 

Cumhuriyetin ilanından sonra Batılılaşma programını başlatan Ankara yönetimi, çağdaşlaşma hedefine ulaşabilmek için, Osmanlı geleneklerinden hızlıca uzaklaşmış, yönünü Ortadoğu’dan Batı’ya çevirmiştir. Musul ve Kerkük meselelerinde ilk başlarda buraların kendisinde kalmasında ısrarcı olan Türkiye, İngiltere’nin çabaları karşısında yeni bir anlaşmazlığı göze alamayarak bu yöndeki taleplerinden vazgeçmiştir.

Bu bölümde, Osmanlı Devleti sonrasında ortaya çıkan ve bir dönem İngiltere’nin mandaterliği altında yaşayan Irak ile ikili ilişkiler çerçevesinde Türkiye’nin dönemsel olarak dış politikada Irak Türkmenlerine yaklaşımı ele alınacaktır. Günümüze kadar sürecek olan inceleme alanında, Irak Türkmenlerine verilen değerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir.

GGG.png
bottom of page