top of page
cerceve_046ASF.png

KIRIM

Kırım Doğu Avrupa'da, Karadeniz'in kuzey kıyısında yer alan ve Karadeniz ile Azak Denizi tarafından çevrelenen bir yarımada. Ukrayna'nın Herson Oblastı'nın güneyinde ve Rusya'nın Kuban bölgesinin batısında bulunmaktadır. Perekop Kıstağı ile Herson Oblastı'na bağlanmaktadır ve Kerç Boğazı ile Kuban'dan ayrılmaktadır.

Kırım toprakları tarihi boyunca birçok kez müdahaleye uğramıştır. İlk zamanlar Kırım'da Kimmerler, Antik Yunanistan, İskitler, Gotlar, Hunlar, Bulgarlar, Hazarlar, Kiev Rus 'devlet, Bizans Yunanları, Kıpçaklar, Osmanlı Türkleri, Altın Orda Tatarları ve Moğollar hakimiyet kurmuştur. 13. yüzyılda Venedikliler ve Cenevizliler tarafından kısmen kontrol altına alındı​​; bunu izleyen dönemde sırasıyla 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Rus İmparatorluğu, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve daha sonra 20. yüzyılın geri kalanında Sovyetler Birliği içinde Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti ve Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti. Günümüzde Rusya ile birlikte Abhazya, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti, Ermenistan, Gana, Güney Osetya, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Uganda, Belarus ve Afganistan tarafından Rusya'nın bir parçası kabul edilmekteyken, kalan ülkeler Ukrayna'nın parçası olarak kabul etmektedir. Kırım günümüzde Rusya'nın fiili egemenliği altındadır.

cerceve_046jh.png

Refat Çubarov, Kırım Tatarı siyasetçi, eski Ukrayna milletvekili, Mevcut Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı. Moskova Devlet Tarih ve Arşivcilik Enstitüsü'nde yüksek tahsilini yaptı. Ukrayna Meclisi'nde insan hakları, millî azınlıklar ve interetnik ilişkiler ile ilgili komisyonun üyesi oldu.

KırımMarş
00:00 / 03:28

Kırım, Ukrayna’da patlak veren olaylar neticesinde, nispeten uzunca bir aradan sonra Türkiye’nin gündemine yeniden girmiş oldu. Hem Türkiye hem de dünya kamuoyunda Kırım ile alakalı her kafadan bir ses çıkarken, belki de güncel jeo-politikanın labirentlerinde olan biteni daha iyi kavrayabilmek için Kırım’ın tarihine kısaca bir bakmakta fayda var.

KIRIM VİDEOSU

BAYRAK_.png

KIRIM - TÜRKİYE TİCARİ DOSTLUĞU

Türkiye, 27 Ekim 1991 tarihinde SSCB'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Türkmenistan'ı ilk tanıyan ve Aşkabat'ta ilk Büyükelçilik açan ülkedir. Ülkemiz Türkmenistan’ın tarafsızlık statüsüne destek vermektedir.

Ortak tarihi, dili, dini ve kültürü paylaşan iki kardeş ülke ve halk arasında, “Bir Millet, İki Devlet” temelinde dengeli, karşılıklı saygı ve işbirliğine dayalı özel ilişkiler bulunmaktadır. İki ülke arasındaki işbirliği dış politika, ticaret ve ekonomi, kültür ve eğitim başta olmak üzere her alanda olumlu bir seyir izlemektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, 6-7 Kasım 2014 tarihlerinde Cumhurbaşkanı sıfatıyla Orta Asya bölgesine ilk resmi ziyaretini Türkmenistan’a yapmıştır. Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhamedov ise, 6. Uluslararası Türkmenistan Yatırım Forumuna katılmak ve resmi temaslarda bulunmak için 3-4 Mart 2015; Çanakkale Kara Savaşlarının 100. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinliklere iştirak etmek üzere 24 Nisan 2015, son olarak da 7 Ağustos 2015 tarihinde resmi bir görüşme yapmak üzere ülkemizi ziyaret etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Türkmenistan’ın Tarafsızlığının 20. yıldönümü vesilesiyle 12 Aralık 2015 tarihinde Aşkabat’ta düzenlenen "Tarafsızlık Siyaseti: Barış, Güvenlik ve Kalkınma Adına Uluslararası İşbirliği" konferansına katılmıştır.

İki Cumhurbaşkanı son olarak 1 Mart 2017 tarihinde İslamabad’da düzenlenen 13. EİT Zirvesi marjında başbaşa bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Sayın Bakanımız da Orta Asya’ya ilk resmi ziyaretini, 28 Ocak 2015 tarihinde Türkmenistan’a Türkiye-Türkmenistan-Azerbaycan Dışişleri Bakanları Üçlü toplantısı vesilesiyle yapmıştır. Türkmenistan’ın Tarafsızlığının 20. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen uluslararası konferansa katılan Sayın Cumhurbaşkanımıza eşlik eden Sayın Bakanımız, 12 Aralık 2015 tarihinde de Türkmenistan’ı ziyaret etmiştir.

Bakan Meredov ise, 2015 yılı içerisinde dört kez ülkemizi ziyaret etmiştir. Bakan Meredov, son olarak, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle 29 Ekim 2016 tarihinde ülkemizi ziyaret etmiş ve aynı gün Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmiştir.

Türkmenbaşı Limanı’nın 2 Mayıs 2018 tarihinde yapılan açılış törenine ve 3 Mayıs 2018 tarihinde yapılan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Ulaştırma Bakanları Toplantısına Sayın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız başkanlığında bir heyetle katılım sağlanmıştır.

Sayın Bakanımız 8-9 Kasım 2018 tarihlerinde Türkmenistan'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Devlet Başkanı Berdimuhamedov tarafından kabul edilmiş ve mevkidaşı Meredov ile heyetlerarası görüşmede bulunmuştur.

KIRIM Tarihi

Kırım ve havalisinde öteden beri Cengizli sultanları yani Cengiz Han neslinden ve  ırsen tahta çıkan hanlar ilhanlı olup, bağımsız olarak hükmedegelirken Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin zamanında Osmanlı Devleti’nin himayesine girmişlerdir. Bunun sonucunda  giderek bağlılık ve tâbiliği artan Kırım ülkesi zamanla Osmanlı ülkesinin bir parçası olmuştur.

Bunun hakikat ve ayrıntılarını bilmek için Kırım hanlarından bazılarının hal tercümelerini bilmemiz gerektiğinden, aşağıda bazı meşhur Kırım Hanlarının hal tercümelerini sunmaktayız.

Kırım Hanlarının isimlerine “Geray” lafzininin ilâvesi önceleri âdet değilken hicrî 841 [milâdî 1438] yılında tahta çıkan ve 30 yıl kadar hüküm süren Hacı Geray Han’dan** sonra örf ve âdet olmuştur. Tatar hanları, sultanları ve âyânı eski bir âdetlerine göre süt emen çocuklarını ergenlik çağına kadar kabilelerden birinin terbiyesine vermekteydiler.

Hacı Geray’in babası olup, soyu yedi göbekte Cengiz Han’a ulasan Giyaseddin Sultan da bu âdet üzere “Geray” kabilesi tarafından yetiştirilmişti. Geray kabilesinin ileri gelenlerinden Devletgeldi Sûfî’nin hacdan döndüğü gün oğlu dünyaya geldiği için “Hacı Geray” adini koymuştur. Böylece kendini yetiştiren kabilenin adını ve Devletgeldi Sûfî’nin hacc-i şerîfini anmak ve yüceltmek istemiştir. Zaman gelip Hacı Geray tahta geçince Devletgeldi Sûfî bu olayı ona anlatmış ve Geray kelimesinin Cengiz Han neslinden sultanların (Kırım Hanlarının) isimlerine ilâvesini istemiştir. Yerinde görülen bu istek üzerine Geray lâfzının hanların isimlerine ilâve olunması bir âdet olmuştur.

KIRIM Cumhuriyeti

Kırım, Ukrayna’da patlak veren olaylar neticesinde, nispeten uzunca bir aradan sonra Türkiye’nin gündemine yeniden girmiş oldu. Hem Türkiye hem de dünya kamuoyunda Kırım ile alakalı her kafadan bir ses çıkarken, belki de güncel jeo-politikanın labirentlerinde olan biteni daha iyi kavrayabilmek için Kırım’ın tarihine kısaca bir bakmakta fayda var.

KIRIM Coğrafyası

Kırım Karadeniz'in kuzeyinde Azak Denizi'nin güneyinde bir yarımadadır. Kerç yarımadası ile doğuya doğru uzanır. Kuzeye doğru çorak bozkırlar hafif engebeler ile 1000-1500 metreye doğru yükselir. Dikenli fundalıkları, koyun, keçi üretimiyle Akdeniz'i andırır. Güney yamaçları sert eğimlerle, kayalık körfezlere iner. Kuzey rüzgarlarına kapalı olan bu alanda Akdeniz iklimi egemendir. Ortalama sıcaklık Yalta'da 13C° dir ve yılın Sayı 70 günü yağmurludur; fakat kışları oldukça serttir. Yağışlar kış ve sonbahar mevsiminde olur. Eskiden Ukrayna topraklarına Perekop yarımadası ile bağlanmakta olup yapılan kanalla Ukrayna ile fiziki bir bağlantısı kalmamıştır.

KIRIM Fiziki Yapısı

Kırım Karadeniz'in kuzeyinde Azak Denizi'nin güneyinde bir yarımadadır. Kerç yarımadası ile doğuya doğru uzanır. Kuzeye doğru çorak bozkırlar hafif engebeler ile 1000-1500 metreye doğru yükselir. Dikenli fundalıkları, koyun, keçi üretimiyle Akdeniz'i andırır. Güney yamaçları sert eğimlerle, kayalık körfezlere iner. Kuzey rüzgarlarına kapalı olan bu alanda Akdeniz iklimi egemendir. Ortalama sıcaklık Yalta'da 13C° dir ve yılın Sayı 70 günü yağmurludur; fakat kışları oldukça serttir. Yağışlar kış ve sonbahar mevsiminde olur. Eskiden Ukrayna topraklarına Perekop yarımadası ile bağlanmakta olup yapılan kanalla Ukrayna ile fiziki bir bağlantısı kalmamıştır.

KIRIM Nüfus ve Sosyal Hayat

Kırım’da gerçekleştirilen nüfus sayımları yarımadanın çalkantılı tarihi ve tartışmalı durumu yüzünden çok sağlıklı sonuçlar vermemektedir. Günümüzde bile Rus ve Ukrayna kaynaklı pek çok merkez birbirinden farklı sayılar vermektedir. Bu nedenle bu bölümde mümkün olan en sağlıklı sonuçlar farklı kaynaklardan derlenerek verilecektir.

Kırım’da Çarlık döneminde yapılan ve etnik, dini kimlikler hakkında bilgi veren ilk nüfus sayımı 1897 yılındadır. Bu sayıma göre 546,592 toplam nüfus içerisinde en kalabalık üç millet;

  • Toplam nüfusun %35.55 ‘i olacak şekilde 194,294 Kırım Tatarı,

  • %33.11’i olacak şekilde 180,963 Rus,

  • %11.84’i olacak şekilde 64,703 Ukrain bulunmaktadır.[21]

 

1926 yılında yapılan sayımlarda toplam 713,823 nüfus içerisinde en kalabalık üç millet;

  • Toplam nüfusun %25.1’i olacak şekilde 179,094 Kırım Tatarı,

  • %42.2’si olacak şekilde 301,398 Rus,

  • %10.6’sı olacak şekilde 77,405 Ukrain  bulunmaktadır.[22]

 

1939 yılında yapılan sayımlarda toplam 1,126,429 nüfus içerisinde en kalabalık üç millet;

  • Toplam nüfusun %19.4’ü olacak şekilde 218,879 Kırım Tatarı,

  • %49.6’sı olacak şekilde 558,481 Rus,

  • %13.7’si olacak şekilde 154,123 Ukrain bulunmaktadır. [23]

 

1959 yılında yapılan sayımlarda toplam 1,201,517 nüfus içerisinde;

  • Toplam nüfusun %71.4’ü olacak şekilde 858,273 Rus,

  • % 22.3’ü olacak şekilde 267,659’u  Ukrain  bulunmaktadır.[24]

Bu tarihli nüfus sayımında Kırım Tatarlarının sayısı belirtilmemektedir, fakat Rus ve Ukrain nüfus oranının artışı göz önüne alındığında Kırım Tatar sürgünü açıkça belli olmaktadır.

 

1979 yılında yapılan sayımlarda toplam 2,184,000 nüfus içerisinde,

  • Toplam nüfusun %0.2’si olacak şekilde 5,422 Kırım Tatarı

  • %66.9’u olacak şekilde 1,460,980 Rus

  • %25.1’i olacak şekilde 547,336 Ukrain  bulunmaktadır.[25]

 

1989 yılında yapılan sayımlarda toplam 2,430,495 nüfus içerisinde,

  • Toplam nüfusun %6.1’i olacak şekilde 38.365 Kırım Tatarı,

  • %67’si olacak şekilde 1,629,542 Rus,

  • %25.8’i olacak şekilde 625,919 Ukrain bulunmaktadır.[26]

 

Günümüzdeki nüfus dengesini anlayabilmek için en önemli nüfus sayımları 2001 yılında Ukrayna tarafından gerçekleştirilen nüfus sayımı ile 2014 yılında Rusya tarafından gerçekleştirilen sayımdır.

Ukrayna Kırım Topluluğu Bölgesel Kamu Kuruluşu (Ukrainian Community of Crimea Regional Public Organization) Raporlarına göre;

2001 yılında Ukrayna tarafından gerçekleştirilen nüfus sayımında:

Sivastopol dâhil Kırım’da Ruslar %60.4’lük; Ukraynalılar % 24’lük; Kırım Tatarları %10.2’lik bir paya sahipti.

Yalnızca Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde Ruslar %58.5’lik; Ukraynalılar %24.3’lük; Kırım Tatarları % 12.1’lik; Sivastopol’da Ruslar % 71.6’lık; Ukraynalılar % 22.4’lük; Kırım Tatarları % 0.5’lik paya sahiptiler.

Özerk Kırım Cumhuriyeti’nde anadil dağılımı ise şu şekildeydi: Rusça için % 77, Kırım Tatarcası için % 11.4 ve Ukrayna dili için % 10.1.

Sivastopol’da nüfusun % 90.6’sı Rusça, % 6.8’i Ukraynaca ve %1’den azı Kırım Tatarcası konuşmaktaydı.

 

2014 yılında Ruslar tarafından gerçekleştirilen nüfus sayımında:

Kırım Cumhuriyeti’nde Ruslar toplamda 1.19 milyon kişi olmak üzere toplam nüfusun % 65’ini, Sivastopol’da 303.100 kişi olmak üzere % 81’ini oluşturdu. Ukraynalılar, Kırım Cumhuriyeti’nde 291.600 kişi olmak üzere toplam nüfusun % 16’sını, Sivastopol’da 52.900 kişi olmak üzere şehrin % 14.2’sini oluşturdu. Kırım Tatarları 232.300 kişi ile toplam nüfusun %10.6’sını oluşturuyordu. Kırım Cumhuriyeti’ndeki konuşulan diller ise: Rusça % 84; Kırım Tatarcası % 7.9; Ukraynaca % 3.3 şeklindedir.[27]

KIRIM Ekonomisi

Kırım Hanlığı'nın ekonomisi deniz ticareti ve yapılan seferlerin başarısı ile doğrudan alâkalıydı.

Hanlık, Osmanlı Devleti'nin Avrupa seferlerine çokça asker gönderiyordu, bir süre sonra Kırım süvarileri Osmanlılar için vazgeçilemez askerler olmuşlardı. Savaş kazançları ise hem Osmanlı ekonomisine hem de Kırım ekonomisine yarıyordu, bu yüzden Osmanlı orduları Avrupa'da geri çekilmeye başlayınca Kırım ekonomisi de bozulmaya başladı[kaynak belirtilmeli].

Kara ordusu esas olarak atlılardan oluşmaktaydı. Atlılar; hanın kapıkulları, merkez askerleri ve kabile-boy kuvvetleri orduyu oluşturuyordu.

Kapıkulları, maaşları Osmanlı sultanı tarafından verilen hanın hassa kuvvetleriydi; ilk defa 1532'de Sâhip Giray İstanbul'dan gönderilirken, yanına padişah tarafından 60 topçu, 300 cebeci, 1.000 sekbandan mürekkep bir kuvvet ile 40 müteferrika, 30 çavuş ve 60 tımar ve zeamet sahibi verilmiş idi.

Kırım kuvvetlerinin esas kısmını teşkil eden atlılar ise klâsik bozkır geleneklerini bozmayan, bu yüzden de ateşli silâhlara rağbet etmeyen askerlerdi. Hanlığın topçu ordusu ise yoktu, Osmanlılar da, Kefe üzerinde zaman zaman uyanan iddiâlar sebebi ile, hanlığın bir topçu kuvvetine sahip olmasını istememişlerdi.

Kırım Orduları'nın aynı Osmanlılar gibi "sefer" dedikleri büyük askerî harekâtlar han tarafından yönetiliyor ve bunlara fazlaca asker katılıyordu. "Çapul" denilen küçük saldırılar ise genelde bir asilzadenin askerleri tarafından hanın yabancı devletlerle yaptığı anlaşmalara uyarak dikkatle seçilen bölgelerde yapılıyordu. Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.

Kırım için bir diğer önemli gelir kaynağı da kölelikti. Tatar askerlerinin "bozkır hasatı" adıyla Rusya bozkırlarından ve Kafkaslardan topladığı insanlar gerek köylerde çalıştırılmakta, gerekse satılmaktaydı. Bu kölelerin gelirinden han yüzde 10 ila 20 arasında değişsen "savğa" adlı bir miktar pay alıyordu. Bazı araştırmalara göre Kırım Hanlığı'nın yaşadığı süre içerisinde Ukraynalı, Kafkas, Çerkes, Rus, Leh gibi birçok milletten toplam 3 milyon kişi köle pazarında kullanılmıştı. Bu kölelerden en ünlülerinden biri de Hürrem Sultan'dı.

Özellikle Kefe en önemli köle pazarlarından biriydi.

Kırım hanlarının geniş kütüphanesi Rusların 1737 Bahçesaray kuşatmasında yanmıştır.

Kırım - Türkiye İlişkileri

   Kırım’dan Türkiye’ye kitle göçleri, esas olarak 1783’de Kırım Hanlığı’nın ortadan kaldırılarak Rusya İmparatorluğu’nun Kırım’ı ilhâkını müteakip gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, 1783 öncesinde de Kırım’dan Osmanlı topraklarına pek bilinmese de, azımsanmayacak boyutlarda göçler olmuştur.

Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti arazisi üzerinde Kırım’dan gayet eski tarihlerde gelmiş insanlara ait muhafaza edilebilmiş veriler mevcuttur. Meselâ, XIV. asrın son çeyreğinde Altın Orda Hanı Toktamış Han tarafından Kırım’dan binlerce Kıpçak’ın (o dönemde henüz Osmanlı hâkimiyetinde olmayan) Kars ve Iğdır havalisine iskân edildiğini biliyoruz. Günümüzde Iğdır ve Erzurum’da çok ünlü bir sülâle olan Hatunoğulları daha Kırım Hanlığı kurulmamışken bölgeye yerleştirilen bu insanların soyundan gelmektedir. Hatunoğulları bu geçmişlerini bilgi ve saygıyla hatırlamaktadırlar.

Altın Orda’nın mirasçısı olan Kırım Hanlığı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun XV. yüzyılın son çeyreğinde ittifaka girmesini müteakip Kırım’dan gerek askeriye gerekse ilmiye sınıfından ferdî olarak Osmanlı topraklarına pek çok gelenler oldu. Bunlar arasında Osmanlı mülkî, ilmî, askerî, iktisâdî ve ictimâî hayatında fevkalâde temâyüz eden insanlar da çıktı. Ayrıca münferit Kırım Tatar grupları Osmanlı Rumelisi, Osmanlı Anadolusu ve Osmanlı Suriyesi’ne gelip yerleştiler. Meselâ, İlber Ortaylı XV. asırda Kırım’dan gelerek Tekfurdağı’na (Tekirdağ’a) yerleşen bir cemaate rastladığını kaydeder. Aynı şekilde Anadolu’nun Karadeniz kıyılarına muhtelif sebeplerle XVI., XVII. ve XVIII. asırlarda yerleşen Kırım Tatarlarının izlerine bugün dahi rastlamak mümkündür. Geniş Osmanlı coğrafyasının akla bile gelmeyecek köşelerinde dahi Kırım kökenli böyle fert veya gruplara rastlanabileceğine şüphe yoktur. Ancak, sözünü ettiğimiz bütün bu "erken" göçler, nihayetinde şahsî yahut konjonktürel sebeplere bağlı, demografik açıdan kritik denilemeyecek boyutlardaki nüfus hareketlerinden ibarettirler.

GGG.png
bottom of page